<ici-import noNamespaceSchemaLocation="https://journals.indexcopernicus.com/ic-import.xsd" xmlns:xsi="http://www.w3.org/2001/XMLSchema-instance">
  <journal issn="1017-6616" />
  <issue number="Ek" volume="32" year="2016" publicationDate="2018-08-13" numberOfArticles="24">
    <article>
      <type>ORIGINAL_ARTICLE</type>
      <languageVersion language="tr">
        <title>Spontan Idiopatik Pnömoperitoneumlar: Dört Olgu
Sunumu Ve Literatürün Değerlendirilmesi</title>
        <abstract>Pnömoperitoneumların %90’dan fazlası gastrointestinal
perforasyonların sonucu olarak meydana gelmektedir. Ancak
bazen pnomoperitoneum visseral perforasyonla ilişkili değildir. Bu
çalışmamızda spontan idiopatik pnömoperitoneum tespit edilen 4
vakanın takdimi ve literatürün gözden geçirilmesi amaçlanmıştır.
Yaşları 58-83 arasında değişen ve acil servise başvuruları esnasında
yapılan görüntüleme yöntemlerinde karın içi serbest hava tespit
edilen ancak etyolojisi belirlenemeyen 4 olgu takdim edilmektedir.
Bu olgulardan 3’üne cerrahi sonrası, birine ise medikal takip sonrası
spontan idiopatik pömoperitoneum tanısı konulmuştur. Olguların tümü
erkek olup özgeçmişlerinde KOAH tanıları dışında pnömoperitoneum
oluşturacak etyolojik faktör yoktu. Spontan pnömoperitoneumların
belirlenmesinde detaylı öykü, fizik muayene bulgularının da ayrıntılı
olarak değerlendirilmesi gereksiz laparotomileri engelleyebilir.
Pnömoperitoneum tespit edilen hastalarda neden bulunamamışsa
KOAH öyküsünün sorgulanması önerilir.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>1</pageFrom>
        <pageTo>3</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>pnömoperitoneum</keyword>
          <keyword>koah</keyword>
          <keyword>negatif laparotomi</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <languageVersion language="en">
        <title>Spontaneous Idiopathic Pneumoperitoneums: Four Case Reports And
Review Of The Literature</title>
        <abstract>More than 90% of pnömoperitoneum occur as a result of
gastrointestinal perforation. However, sometime spneumoperitoneum
is not associated with visceral perforation. In this study, we aimed to
introduce the four cases of idiopathic spontaneous pneumoperitoneum
and to review the literature. Ages were between 58 and 83 years old
and intra-abdominal free air was determined during the emergency
room imaging applications with undetermined etiology. One patient
was diagnosed with idiopathic spontaneous pömoperitoneum after
medical follow-up, and the others were diagnosed after surgery.
All patients were male and did not have any etiologic factors other
than diagnosis of COPD to create pneumoperitoneum. A detailed
history and physical examination findings may prevent unnecessary
laparotomy for diagnosis spontaneous pnömoperitoneum. In
spontaneous pnömoperitoneum patients, it is suggested that COPD
history should be questioned if no other etyological factor was found.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>1</pageFrom>
        <pageTo>3</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>pnomoperitoneum</keyword>
          <keyword>copd</keyword>
          <keyword>negative laparotomy</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <authors>
        <author>
          <name>EMET</name>
          <surname>NAZİK</surname>
          <email>emetebrunazik@gmail.com</email>
          <order>1</order>
          <instituteAffiliation>KONYA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>ERSİN</name>
          <surname>TURAN</surname>
          <email>doc_tr_@hotmail.com</email>
          <order>2</order>
          <instituteAffiliation>YUNAK HACI İZZET BAYSAL DEVLET HASTANESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>Osman</name>
          <surname>Doğru</surname>
          <email>konya422003</email>
          <order>3</order>
          <instituteAffiliation>Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>Süleyman</name>
          <surname>kargın</surname>
          <email>drs.kargin@hotmail.com</email>
          <order>4</order>
          <instituteAffiliation>KONYA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>0000-0003-4597-8654</ORCID>
        </author>
      </authors>
    </article>
    <article>
      <type>ORIGINAL_ARTICLE</type>
      <languageVersion language="tr">
        <title>Evre I Serviks Kanseri Olan Genç Bir Hastada
Laparoskopik Radikal Histerektomi (Tip Iıı), Pelvik
Ve Para-Aortik Lenfadenektomi Ve Bilateral Overial
Transpozisyon</title>
        <abstract>Erken evre serviks kanserleri evre I ile evre IIA arasını
içermektedir ve tedavisinde radikal histerektomi ve pelvik lenf
nodu diseksiyonu uygulanmaktadır. Operasyonun laparatomi ile
yapılabilmesinin yanında laparoskopik teknolojinin gelişmesiyle
birlikte tedavide laparoskopik radikal histerektomi ve laparoskopik
lenf nodu disseksiyonu gündeme gelmeye başlamıştır. Laparoskopik
yaklaşımın daha az analjezik ihtiyacı, minimal post-operatif
rahatsızlık, daha kısa hastanede kalış süresi ve daha hızlı normal
günlük aktivitelere dönme gibi avantajlar bulunmaktadır. Bu makalede
30 yaşında erken evre serviks kanseri tanısı alan ve bu nedenle
laparoskopik radikal histerektomi (tip III), laparoskopik bilateral
pelvik paraaortik lenf nodu diseksiyonu ve ayrıca radyoterapi alma
ihtimaline karşılık overleri radyoterapi alanından uzaklaştırmak
için laparoskopik bilateral overial transpozisyon uygulanan bir olgu
sunulmaktadır. Bu operasyon her merkezde yapılamamakla birlikte
ileri tecrübe gerektirmektedir.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>4</pageFrom>
        <pageTo>7</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>serviks kanseri</keyword>
          <keyword>lcerrahi</keyword>
          <keyword>radikal histerektomi.</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <languageVersion language="en">
        <title>Laparoscopic Radical Hysterectomy (Type Iii) With Pelvic And Paraaortic
Lymphadenectomy And Bilateral Ovarian Transposition In A
Young Patient With Stage I Servical Cancer</title>
        <abstract>Early stage cervical cancers involve stage I and stage IIA. The
treatment is radical hysterectomy and pelvic lymph node dissection.
Besides the operation can be performed by laparotomy, with the
development of laparoscopic technology, the treatment has been
started with laparoscopic radical hysterectomy and laparoscopic
lymph node dissection. The advantages of laparoscopic approach
are less analgesic requirement, minimal postoperative discomfort,
shorter hospital stay and faster return to normal daily activities.
In this article, a patient was presented having early stage cervical
cancer at 30 years old; therefore, applied laparoscopic radical
hysterectomy (type III), laparoscopic bilateral pelvic para-aortic
lymph node dissection. Also, despite possibility receive radiotherapy,
laparoscopic bilateral ovarian transposition was applied due to
remove ovaries from radiation area. This operation can not be
performed at any center, because it requires advanced experience.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>4</pageFrom>
        <pageTo>7</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>cervical cancer</keyword>
          <keyword>laparoscopic surgery</keyword>
          <keyword>radical
hysterectomy.</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <authors>
        <author>
          <name>OSMAN</name>
          <surname>BALCI</surname>
          <email>drobalci@hotmail.com</email>
          <order>1</order>
          <instituteAffiliation>NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
      </authors>
    </article>
    <article>
      <type>ORIGINAL_ARTICLE</type>
      <languageVersion language="tr">
        <title>Atipik Bronkoskopik Ve Radyolojik Görünümlü Kronik
Eozinofilik Pnömoni</title>
        <abstract>Eozinofilik akciğer hastalıkları (EAH), havayolu ve/veya akciğer
dokusunda eozinofillerin artması ile karakterize bir grup hastalığı
tanımlar. Bu grup hastalıkların bir kısmı ağırlıklı olarak akciğeri
etkilerken bir kısmı sistemik tutulum gösterir. Subakut veya kronik
solunumsal ve genel semptomlar, alveoler ve/veya kan eozinofilisi
ve akciğer grafisinde periferik infiltratlar varlığında kronik eozinofilik
pnömoni (KEP) düşünülmelidir. Kliniğimize 6 aydır devam eden
öksürük, ara ara olan ateş, halsizlik şikayetleri ile başvuran 53
yaşındaki erkek olgu, akciğer grafisinde iki taraflı apikal, subapikal
ve hiluslar çevresinde infiltrasyon saptanması üzerine akciğer
tüberkülozu ön tanısıyla yatırılarak değerlendirildi. Hemogramda
eozinofili, yüksek rezolüsyonlu bigisayarlı tomografi (YRBT) de
bilateral düzensiz konturlu infiltratif özellikte lezyonlar, iki taraflı kistik
bronşektazik odaklar saptandı. Bronkoskopide pürülan sekresyonlar
ve koyu mukus tıkaçları izlendi. Etyolojik değerlendirmede herhangi
bir spesifik neden saptanmadı ve olgu KEP olarak kabul edildi.
Alışılmadık bronkoskopik, ve radyolojik bulguları nedeniyle olgu
sunularak tartışıldı.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>8</pageFrom>
        <pageTo>11</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>kronik eozinofilik pnömoni</keyword>
          <keyword>yüksek
rezolüsyonlu bilgisayarlı tomografi</keyword>
          <keyword>bronkoskopi</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <languageVersion language="en">
        <title>Chronic Eosinophilic Pneumonia With Atypical Bronchoscopical And
Radiological Presentation</title>
        <abstract>Eosinophilic pulmonary diseases (EPD) are defined as a group of
diseases characterized by the in crease of eosinophils in the air way
and/or lung tissue. While a part of the sedis orders mainly affects the
pulmonary, others show systemic in volvement. Chronical eosinophilic
pneumonia (CEP) should be kept in mind in the existence of subacute
or chronic respiratory and general symptoms, alveoler and/or bloode
osinophilia and peripheral pulmonary in filtrates on chest radiography.
A 53-year-old male patient was admitted to our clinic with on going
complaints of cough, occasional fever and malaise for six months.
When two-sided apical, subapical and the infiltration around hiluses
were detected on chest x-ray, the case was hospitalized with the
prediagnosis of pulmonary tuberculosis. Eosinophilia in hemogram,
bilateral infiltrative lesions with irregular contours and bilateral cystic
bronc hiectasis foci were detected on high resolution computed
tomography (HRCT). Bronchoscopy revealed purulent secretions and
thick mucous in hibations. No specific etiologic cause was defined
in the etiology, and the case wase valuated as CEP. Due to unusual
bronchoscopic and radiological findings, the case was presented and
discussed.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>8</pageFrom>
        <pageTo>11</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>chronic eosinophilic pneumonia</keyword>
          <keyword>high resolution
computed tomography</keyword>
          <keyword>bronchoscopy</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <authors>
        <author>
          <name>ÜMMÜYE</name>
          <surname>BİÇER</surname>
          <email>ummiyekarademir@hotmail.com</email>
          <order>1</order>
          <instituteAffiliation>NECMETTİN ERBAKAN ÜNİ. MERAM TIP FAK.</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>DURDU</name>
          <surname>YAVŞAN</surname>
          <email>drdmy46@yahoo.com</email>
          <order>2</order>
          <instituteAffiliation>NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>SONER</name>
          <surname>DEMİRBAŞ</surname>
          <email>dsoner68@gmail.com</email>
          <order>3</order>
          <instituteAffiliation>SELÇUK ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>TURGUT</name>
          <surname>TEKE</surname>
          <email>turgutteke@hotmail.com</email>
          <order>4</order>
          <instituteAffiliation>NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>CELALETTİN</name>
          <surname>KORKMAZ</surname>
          <email>celalettinkorkmaz@hotmail.com</email>
          <order>5</order>
          <instituteAffiliation>NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>0000-0001-8602-0368</ORCID>
        </author>
      </authors>
    </article>
    <article>
      <type>ORIGINAL_ARTICLE</type>
      <languageVersion language="tr">
        <title>Ailesel Akdeniz Ateşi Ve Romatoid Artrit Birlikteliği</title>
        <abstract>Ailesel Akdeniz ateşi (AAA) tekrarlayıcı ateşli poliserozit ve
artrit ataklarıyla karakterize otoinflamatuar bir hastalıktır. Literatüre
bakıldığında AAA ve romatoid artrit (RA) birlikteliği çok nadirdir.
Burada AAA ve RA birlikteliği olan bir vaka sunuldu. Buna göre
klinisyenler AAA hastalarında sabah tutukluğu ve eroziv poliartrit
varlığında eşlik eden RA tutulumunu da akılda tutmalıdır.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>14</pageFrom>
        <pageTo>16</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>ailesel akdeniz ateşi</keyword>
          <keyword>romatoid artrit</keyword>
          <keyword>inflamasyon</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <languageVersion language="en">
        <title>Coexistence Of Familial Mediterranean Fever And Rheumatoid
Arthritis</title>
        <abstract>Familial Mediterranean fever (FMF) is an auto inflammatory
disorder characterized by recurrent febrile polyserositis and arthritis
attacks. Coexistence of FMF and rheumatoid arthritis (RA) is very rare
in the literature. Here, we present a case with FMF and RA. Clinicians
should there fore consider the possibility of RA development in FMF
patients exhibiting morning stiffness and erosive polyarthritis.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>14</pageFrom>
        <pageTo>16</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>familial mediterranean fever</keyword>
          <keyword>rheumatoid arthritis</keyword>
          <keyword>inflamation</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <authors>
        <author>
          <name>İLKNUR</name>
          <surname>ALBAYRAK</surname>
          <email>ilknur.ftr@gmail.com</email>
          <order>1</order>
          <instituteAffiliation>SELÇUK ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>HARUN</name>
          <surname>PERU</surname>
          <email>bilinmiyor@b.com</email>
          <order>2</order>
          <instituteAffiliation>SELÇUK ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>ADEM</name>
          <surname>KÜÇÜK</surname>
          <email>drademk@yahoo.com</email>
          <order>3</order>
          <instituteAffiliation>NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ, MERAM TIP FAKÜLTESİ, ROMATOLOJİ BİLİM DALI</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>ŞEVKET</name>
          <surname>ARSLAN</surname>
          <email>77arslansevket@gmail.com</email>
          <order>4</order>
          <instituteAffiliation>SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
      </authors>
    </article>
    <article>
      <type>ORIGINAL_ARTICLE</type>
      <languageVersion language="tr">
        <title>Karaciğer Hidatik Kistinin Nadir Bir Komplikasyonu: Cilt
Altına Fistülizasyon</title>
        <abstract>Hidatik kisti olan hastalar rastlantısal olarak tanı konulana
kadar; ya da komplikasyon gelişene kadar genelde asemptomatik
seyrederler. Seksen yaşında Nöroloji yoğun bakımda hipoksik beyin
nedeni ile takip edilen hasta, bir süredir olan epigastrik bölgede
şişlik şikayeti nedeni ile değerlendirildi. Fizik muayenede epigastrik
bölgede yaklaşık 5x6 cm ebadında dışa doğru büyümüş kitle lezyonu
vardı. Ameliyatta karaciğer sol lobdan kaynaklanan ve cilt altına
fistülize olmuş, enfekte hidatik kiste rastlandı. Ameliyat sonrası 7.
günde 20 mg/kg albendazol tedavisiyle problemsiz şekilde taburcu
edildi. Sonuç olarak karaciğer hidatik kisti ileri evre olsa bile, cilt
tutulumu, cilt altına fistülizasyon gibi çok nadir komplikasyonlara dahi
sebep olabileceği akılda tutulmalıdır.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>17</pageFrom>
        <pageTo>18</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>komplikasyon</keyword>
          <keyword>fistülizasyon</keyword>
          <keyword>hidatik kist</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <languageVersion language="en">
        <title>A Rare Complication Of Hepatic Hydatid Cysts: Percutaneous
Fistulization</title>
        <abstract>Patients with hydatid cysts generally show an asymptomatic
progress until they are randomly diagnosed or until they develop a
complication.A The 80-year-old patient, who was being followed-up in
the ICU of the neurology department because of hypoxic brain, was
evaluated for a swelling in the epigastric area which was existent for a
while. The patient’s physical examination revealed an exophytic mass
lesion of about 5x6 cm on the epigastric area. During the surgery it
was seen that the patient had an infected hydatid cyst originating
from the left lobe of liver with percutaneous fistulization.The patient
was discharged on post-op day 7 without any problems with 20 mg/
kg albendazole treatment. Consequently, it should be noted that
hepatic hydatid cysts could give way to very rare complications like
skin involvement and percutaneous fistulization even if they are on
advanced stages.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>17</pageFrom>
        <pageTo>18</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>fistulization</keyword>
          <keyword>hydatid cyst</keyword>
          <keyword>complication</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <authors>
        <author>
          <name>TEVFİK</name>
          <surname>KÜÇÜKKARTALLAR</surname>
          <email>tevfikkk75@hotmail.com</email>
          <order>1</order>
          <instituteAffiliation>NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>Ahmet</name>
          <surname>TEKİN</surname>
          <email>drtekina@hotmail.com</email>
          <order>2</order>
          <instituteAffiliation>Kutahya Health Sciences University</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>HALİL</name>
          <surname>TAŞCI</surname>
          <email>okcu1@mynet.com</email>
          <order>3</order>
          <instituteAffiliation>TC SAĞLIK BAKANLIĞI, DR.ERSİN ARSLAN EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ, GENEL CERRAHİ KLİNİĞİ, GAZİANTEP</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
      </authors>
    </article>
    <article>
      <type>ORIGINAL_ARTICLE</type>
      <languageVersion language="tr">
        <title>Status Epileptikus Kliniği İle Başvuran Şizensefali
Vakası</title>
        <abstract>Şizensefali, hemisfer boyunca ependimal yüzeyden korteksin
pia örtüsüne kadar uzanan, gri madde ile çevrili bir yarıktır.
Yarıkların gri cevher ile örtülü duvarlarının birbirine yakın olması
Tip 1 (kapalı dudak), birbirinden uzak olması ise Tip 2 (açık dudak)
olarak adlandırılır. Çocuklardaki kliniği mental motor retardasyon,
nöbetler ve fokal nörolojik bozukluklara kadar değişen geniş bir
aralığa sahiptir. Epilepsi hastaların çoğunda vardır, genellikle
fokal nöbetler ile karakterizedir. Şizensefalinin status epileptikus’a
neden olabileceği az sayıda vakada bildirilmektedir. Bu yazımızda,
nöbeti fokal başlayıp jeneralize devam eden, status epileptikus
kliniği ile başvuran yedi yaşındaki bir şizensefali olgusu sunularak;
şizensefalinin epilepsi ve status epileptikustaki yeri vurgulanmaya
çalışılmıştır.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>19</pageFrom>
        <pageTo>20</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>elektroensefalografi</keyword>
          <keyword>magnetik rezonans
görüntüleme</keyword>
          <keyword>status epileptikus</keyword>
          <keyword>şizensefali</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <languageVersion language="en">
        <title>A Case Study Of Schizencephaly With Status Epilepticus Clinics</title>
        <abstract>Schizencephaly is a slit covered with gray matter, that lies from
the ependimal surface to the piadressing a long the hemisphere. If
the walls of the slitscovered with gray matter of are close to each
other it is named as Type 1 (closedlip), if they are further from each
other, it is called astype 2 (openlip). Clinics in children has a large
range of spectrum from mental motor retardation, seizure to focal
neurological disorders. Most of the patients have epilepsy which
are usually characterized by focalseizures. There are only a few
cases where schizencephaly causes status epilepticus. Here in, we
report a schizencephaly case of a 7 year old boy who was accepted
with a status epilepticus clinics that started locally and progressed
generally. We emphasize the important role of schizencephaly in
epilepsy and status epilepticus.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>19</pageFrom>
        <pageTo>20</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>electroencephalography</keyword>
          <keyword>magnetic resonance
imaging</keyword>
          <keyword>statusepilepticus</keyword>
          <keyword>schizencephaly</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <authors>
        <author>
          <name>NİMET</name>
          <surname>KABAKUŞ</surname>
          <email>nimetkabakus@gmail.com</email>
          <order>1</order>
          <instituteAffiliation>ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>GÖKÇE</name>
          <surname>KAYA</surname>
          <email>drgökcekaya@gmail.com</email>
          <order>2</order>
          <instituteAffiliation>ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>HARUN</name>
          <surname>PERU</surname>
          <email>bilinmiyor@b.com</email>
          <order>3</order>
          <instituteAffiliation>SELÇUK ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>HİLAL</name>
          <surname>AYDIN</surname>
          <email>drhilalaydin@gmail.com</email>
          <order>4</order>
          <instituteAffiliation>ABANT İZZET BAYSAL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
      </authors>
    </article>
    <article>
      <type>ORIGINAL_ARTICLE</type>
      <languageVersion language="tr">
        <title>Malign Yumuşak Doku Tümörü İle Karışan Dev Lipom
Olgusu</title>
        <abstract>Benign mezenkimal tümör grubunda yer alan lipomlar matür
adipoz dokudan köken alırlar. Nadiren dev boyutlara ulaşırlar. Yetmiş
yaşında erkek hasta, koltuk altından sırta doğru uzanan üzerinde
ülserasyon bulunan, ağrılı ve yaklaşık 20x16 cm ebatlarında kitle
şikayeti ile başvurdu. Ülserasyon göstermesi ve ağrılı olması nedeni
ile malign yumuşak doku tümörü şüphesi uyandıran kitle cerrahi
operasyonla çıkarıldı. Histopatolojik inceleme sonucu lipom gelen
olgu, nadir görülmesi ve malign yumuşak doku tümörü ile karışması
nedeniyle sunulmuştur.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>21</pageFrom>
        <pageTo>22</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>dev yumuşak doku kitlesi</keyword>
          <keyword>lipom</keyword>
          <keyword>ayırıcı tanı</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <languageVersion language="en">
        <title>A Case Of Giant Lipoma Mixing With Malignant Soft Tissue Tumour</title>
        <abstract>Lipomas are benign mesenchymal tumours derived from mature
adipose tissue. It is very rare to see a giant size of lipomas. A 70
year old male patient applied with an ulcerated and painful mass
sizing 20x16 cm on his axilla extending to his back. The mass was
suspected as a malignant soft tissue tumour because of showing
ulceration and being painful and it was totally excised surgically.
The histopathological examination revealed as lipoma. The case
was presented as being very rare and mixing malignant soft tissue
tumour.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>21</pageFrom>
        <pageTo>22</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>giant soft tissue mass</keyword>
          <keyword>lipoma</keyword>
          <keyword>the differential
diagnosis</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <authors>
        <author>
          <name>MEHMET</name>
          <surname>DADACI</surname>
          <email>mdadaci@gmail.com</email>
          <order>1</order>
          <instituteAffiliation>NEÜ MERAM TIP FAKÜLTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>Bilsev</name>
          <surname>İNCE</surname>
          <email>bilsevince@yahoo.com</email>
          <order>2</order>
          <instituteAffiliation>Private Plastic Surgery Clinic</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>SERHAT</name>
          <surname>YARAR</surname>
          <email>serhatyrr@gmail.com</email>
          <order>3</order>
          <instituteAffiliation>NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>NECDET</name>
          <surname>POYRAZ</surname>
          <email>necdetpoyraz@gmail.com</email>
          <order>4</order>
          <instituteAffiliation>NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>ZEYNEP</name>
          <surname>ALTUNTAŞ</surname>
          <email>zeynepkaracor@yahoo.com</email>
          <order>5</order>
          <instituteAffiliation>NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
      </authors>
    </article>
    <article>
      <type>ORIGINAL_ARTICLE</type>
      <languageVersion language="tr">
        <title>Beyin Sapı Lezyonlarında Ortaya Çıkan Dirençli Hıçkırık
Tedavisinde Baklofen Kullanımı</title>
        <abstract>Hıçkırık ani başlangıçlı, diafragma ve inteterkostal kasların
düzensiz kasılması ve bunu takiben larengeal kapanma ile karakterize
bir tablodur. Genellikle kendi kendini sınırlayan bir durumdur. Bununla
birlikte 48 saatten uzun sürenler dirençli, 2 aydan daha uzun süreli
olan hıçkırık inatçı hıçkırık olarak tanımlanır. Hıçkırığın farmokolojik
tedavisinde klorpromazine, gabapentin, baklofen, serotonerjik
ajanlar ve lidokain kullanılabilir. Non-farmakolojik tedaviler sinir
blokajı, akapunkturdur. Bu vaka sunumunda beyin sapı lezyonlarına
bağlı dirençli hıçkırığı olan ve baklofen ile tedavi ettiğimiz 3 vakayı
sunmaktayız.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>23</pageFrom>
        <pageTo>24</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>direnli hıçkırık</keyword>
          <keyword>beyin sapı lezyonu</keyword>
          <keyword>baklofen</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <languageVersion language="en">
        <title>The Use Of Baclofen At Treatment Of Persistent Hiccup In Brainstem
Lessions</title>
        <abstract>Hiccup is the sudden onset of erratic diaphragmatic and
intercostal muscle contraction and followed by immediate laryngeal
closure. Hiccup is usually a self-limited disorder; however when it
is prolonged beyond 48 hours, it is considered persistent whereas
longer than 2 months are called intractable. The pharmaco therapy of
hiccup includes chlorpromazine, gabapentin, baclofen,serotonergic
agonists and lidocain. Non-pharmacological approaches are nerve
blockade and acupuncture. We report 3 cases presenting with
persistent hiccup in brain stem lesions and treated with baclofen.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>23</pageFrom>
        <pageTo>24</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>persistent hiccup</keyword>
          <keyword>brainstem lessions</keyword>
          <keyword>baclofen</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <authors>
        <author>
          <name>HALUK</name>
          <surname>GÜMÜŞ</surname>
          <email>dr.halukgumus@gmail.com</email>
          <order>1</order>
          <instituteAffiliation>SELÇUK ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>FARUK</name>
          <surname>ODABAŞ</surname>
          <email>fodabas2002@yahoo.com</email>
          <order>2</order>
          <instituteAffiliation>KONYA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
      </authors>
    </article>
    <article>
      <type>ORIGINAL_ARTICLE</type>
      <languageVersion language="tr">
        <title>İlk Doz Seftriakson Uygulaması Sonrası Gelişen Fatal
Anaflaktik Reaksiyon</title>
        <abstract>Seftriakson kullanımına bağlı fatal anaflaktik reaksiyon oldukça
nadir görülen bir durumdur. Ancak sefalosporinlerin özellikle betalaktam
grubu antibiyotikler ile çapraz reaksiyon verme riski olduğuda
göz önüne alınırsa çeşitli nedenler ile sefalosporin kullanacak
hastalarda alerjik yan etkiler göz ardı edilmemelidir. Biz burada
Hepatit C (HCV) ye bağlı karaciğer sirozu ile takip edilen ve pnömoni
nedeni ile kliniğimize yatırmış olduğumuz, ilk doz seftriakson
sonrası fatal seyirli anaflaktik reaksiyon gelişen bir vakayı sunduk.
Sefalosporin grubu ilaçları kullanacak hastalarda alerji öyküsü, betalaktamalerjisidedahil
olmak üzere ayrıntılı bir şekilde sorgulanması
gerekmektedir. Özellikle ilk doz ilaç uygulamalarında bile gerekli
önlemler alınmalı ve olası yan etkiler açısından hazırlık yapıldıktan
sonra ilaç uygulanmalıdır.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>25</pageFrom>
        <pageTo>26</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>anaflaksi</keyword>
          <keyword>seftriakson</keyword>
          <keyword>karaciğer sirozu</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <languageVersion language="en">
        <title>Fatal Anaphylactic Reaction Following The First Dose Administration
Of Ceftriaxone</title>
        <abstract>Fatal anaphylactic reaction due to ceftriaxone is quite rare.
Taking into consideration that cephalosporins may also cross-react
with beta-lactam antibiotics, the risk of allergic reactions in patients
using cephalosporins for serious reasons should not be disregarded.
Here, we present a patient with fatal anaphylactic reaction following
the first dose administration of ceftriaxone who had been followed
in our clinic for liver cirrhosis due to hepatitis C (HCV) and was
hospitalized for pneumonia. Detailed allergy history including betalactam
antibiotic allergy should carefully be questioned in patients
to whom cephalosporin treatment is planned. Even in the first dose
of administration, caution should be taken and drug administration
should be performed after appropriate measures.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>25</pageFrom>
        <pageTo>26</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>anaphylaxis</keyword>
          <keyword>ceftriaxone</keyword>
          <keyword>liver cirrhosis.</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <authors>
        <author>
          <name>MEHMET</name>
          <surname>ASIL</surname>
          <email>masil@konya.edu.tr</email>
          <order>1</order>
          <instituteAffiliation>NECMETTİN ERBAKAN Ü.</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>MURAT</name>
          <surname>BIYIK</surname>
          <email>drmuratbiyik@gmail.com</email>
          <order>2</order>
          <instituteAffiliation>NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>RAMAZAN</name>
          <surname>YOLACAN</surname>
          <email>dryolacan@mynet.com</email>
          <order>3</order>
          <instituteAffiliation>KONYA NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>Hüseyin</name>
          <surname>ATASEVEN</surname>
          <email>huseyinataseven@hotmail.com</email>
          <order>4</order>
          <instituteAffiliation>Anatolia Hospital</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>ALİ</name>
          <surname>DEMİR</surname>
          <email>dralidemir@yahoo.com</email>
          <order>5</order>
          <instituteAffiliation>SELÇUK ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>SAMİ</name>
          <surname>ÇİFÇİ</surname>
          <email>samicifci@yahoo.com</email>
          <order>6</order>
          <instituteAffiliation>KONYA NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
      </authors>
    </article>
    <article>
      <type>ORIGINAL_ARTICLE</type>
      <languageVersion language="tr">
        <title>Nekrotizan Fasiit Tedavisinde Debridmana Yardımcı
Teknik: Çoklu Fasyotomi</title>
        <abstract>Nekrotizan fasiit (NF) cilt, yumuşak doku, fasya ve kasların nekrozu
ile karakterize, fulminan seyirli olabilen enfeksiyoz bir hastalıktır.
Tedavi geniş debridman ve antibioterapi olmasına rağmen, hastanın
genel durumu, kanama diatezi, kullanılan ilaçlar gibi bazı nedenlerle
hastalara genel ve/veya blok anestezisi verilemeyerek debridman
yapılamayabilir. Bu gibi durumlarda hastalarda yapılabileceklerle
ilgili sınırlı bilgi ve çalışma bulunmaktadır. Bu çalışmalar, lokal
anestezi altında yapılacak erken fasyatominin hayat kurtarıcı
olabileceği yönündedir. Yetmiş altı yaşında erkek hasta sağ ön kol ve
kolda generalize ödem, eritem, büllü ve pürülan akıntılı lezyon tespit
edildi. Parmak testi pozitif olması üzerine NF tanısı konularak acil
operasyon planlandı. Ancak genel durum bozukluğu nedeniyle genel
anestezi verilemedi. Aspirin kullanımı nedeniyle blok yapılamadı.
Bunun üzerine lokal anestezi ile kol ve ön kola fasyotomiler açılarak
yaygın apse boşaltıldı ve kültür örnekleri alındı. Sonuç olarak NF
tedavi edilmediği takdirde ölümcül bir hastalık olup erken tanı, yeterli
debridman ve uygun antibiyotik tedavisi ile başarılı sonuçlar elde
edilebilmektedir. Ancak hızlı debridman yapılamadığı veya anestezi
verilemeyen hastalardaki NF’te çoklu fasyotomiler açılarak apsenin
boşaltılması, laboratuar bulgularında düzelme sağlayarak tedaviye
yardımcı olmaktadır. Bu gibi hastalarda fasyotomi debridman öncesi
yardımcı tedavi olarak uygulanabilir.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>27</pageFrom>
        <pageTo>29</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>nekrotizan fasit</keyword>
          <keyword>fasyatomi</keyword>
          <keyword>debridman</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <languageVersion language="en">
        <title>Supportive Debridement Technique In The Treatment Of Necrotizing
Fasciitis: Multiple Fasciotomy</title>
        <abstract>Necrotizing fasciitis (NF) is an infectious disease with a possible
fulminant course that it is characterized by necrosis of the skin, soft
tissues, fascia or muscle. Treatment involves extensive debridement
and antibiotherapy. Although, debridement may not always be
possible due to limitations in the administration of general and/or
block anesthesia in some patients based on such reasons as overall
health, bleeding diathesis or medications being used by the patient.
There is limited information or studies exploring possible options
in such patients, although those that are available support the lifesaving
advantages of early fasciotomies performed under local
anesthesia. A 76-year-old male patient was admitted with generalized
edema to the right forearm and arm, erythema, and a lesion with a
bulla and purulent discharge. An NF diagnosis was confirmed with a
positive finger test and emergency surgery was planned; however,
general anesthesia could not be administered due to the impaired
overall health status of the patient, who was using aspirin, preventing
blockage. Accordingly, the abscess was drained through arm and
forearm fasciotomies that were performed under local anesthesia,
and samples were obtained for culture.In conclusion, NF can be
fatal when left untreated, while successful results can be achieved
with early diagnosis, sufficient debridement and treatment with
appropriate antibiotics. That said, drainage of the abscess through
multiple fasciotomies can improve the laboratory findings and support
treatment in NF patients who cannot undergo rapid debridement or
can not tolerate general anesthesia. A fasciotomy may be performed
as a supportive treatment prior to debridement in such patients.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>27</pageFrom>
        <pageTo>29</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>necrotizing fasciitis</keyword>
          <keyword>fasciotomy</keyword>
          <keyword>debridement</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <authors>
        <author>
          <name>ZEYNEP</name>
          <surname>ALTUNTAŞ</surname>
          <email>zaltuntas@gmail.com</email>
          <order>1</order>
          <instituteAffiliation>NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>MEHMET</name>
          <surname>DADACI</surname>
          <email>mdadaci@gmail.com</email>
          <order>2</order>
          <instituteAffiliation>NEÜ MERAM TIP FAKÜLTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>FATMA</name>
          <surname>BİLGEN</surname>
          <email>fatmabilgen81@gmail.com</email>
          <order>3</order>
          <instituteAffiliation>NAMIK KEMAL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>TUĞBA</name>
          <surname>SODALI</surname>
          <email>tsodali@gmail.com</email>
          <order>4</order>
          <instituteAffiliation>NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>Bilsev</name>
          <surname>İNCE</surname>
          <email>bilsevince@yahoo.com</email>
          <order>5</order>
          <instituteAffiliation>Private Plastic Surgery Clinic</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
      </authors>
    </article>
    <article>
      <type>ORIGINAL_ARTICLE</type>
      <languageVersion language="tr">
        <title>Üç Başlı M. Biceps Brachii</title>
        <abstract>Rutin diseksiyon çalışması esnasında formaldehit ile fikse edilmiş
73 yaşındaki bir erkek kadavranın sol kolunda, M. biceps brachii’nin
iki başına ek olarak, bir başının daha olduğu görüldü. Kasın diğer
iki başı ve diğer kol kasları normal anatomik lokalizasyonundaydı.
Üç başlı biceps brachii olguları bazı araştırmacılar tarafından başın
orijin aldığı yere göre infero-medial humeral, superior humeral,
infero-lateral humeral baş olmak üzere sınıflandırılmıştır. Bu vakada
M. brachialis’in origosunun medialinden ve humerus’un orta 1/3’lük
kısımlarından başlayan aksesuar baş, M. biceps brachii’nin ortak
tendonunda sonlanıyordu. Literatürde infero-medial humeral baş
olarak adlandırılan bu başın görülme sıklığı ırka göre değişmekle
beraber; ortalama %7.7-12’dir. Türk populasyonunda yapılan çeşitli
çalışmalarda ise insidansı %2.54-6.15 olarak gösterilmiştir. Bu
tarz varyasyonların bilinmesinin olası cerrahi komplikasyonların
önlenmesinde ve tanı yöntemlerinde önemli olduğunu düşünüyoruz.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>30</pageFrom>
        <pageTo>31</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>m. biceps brachii</keyword>
          <keyword>varyasyon</keyword>
          <keyword>aksesuar baş.</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <languageVersion language="en">
        <title>Three Headed Biceps Brachii Muscle</title>
        <abstract>During our routine dissection studies, we encountered an
accessory head of biceps brachii in the left upper extremity of a
73-year-old formalin-fixed male cadaver. The other two heads of the
muscle and other arm muscles were as usual. Humeral accessory
head of biceps brachii muscle was classified according to the
originated location of the head of biceps brachii muscle by some
researchers as infero-medial humeral, superior humeral and inferolateral
humeral head. In this case, the accessory head was originated
from middle third of the humerus, superior and medial to the origin
of brachialis muscle and inserted to the common tendon of biceps
brachii. In the literature, this head was named as infero-medial
humeral head and its incidence changes between 7.7-12% according
to ethnicity. In Turkish population, its incidence changes between
2.5-6.15%. We think that knowledge of this type of the variation
is important for prevention of possible surgical complications and
diagnostic procedures.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>30</pageFrom>
        <pageTo>31</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>biceps brachii muscle</keyword>
          <keyword>variation</keyword>
          <keyword>accessory head</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <authors>
        <author>
          <name>BÜŞRA</name>
          <surname>CANDAN</surname>
          <email>bsr_sakalli@hotmail.com</email>
          <order>1</order>
          <instituteAffiliation>SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>SONER</name>
          <surname>ALBAY</surname>
          <email>soneralbay@yahoo.com</email>
          <order>2</order>
          <instituteAffiliation>SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>CEMİL</name>
          <surname>BİLKAY</surname>
          <email>cemilbily@hotmail.com</email>
          <order>3</order>
          <instituteAffiliation>SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
      </authors>
    </article>
    <article>
      <type>ORIGINAL_ARTICLE</type>
      <languageVersion language="tr">
        <title>Elastofibroma Dorsi: Paniğe Gerek Yok!</title>
        <abstract>Elastofibroma dorsi, fibroblastik proliferasyon ve anormal elastik
liflerin birikimiyle karakterize, nadir görülen benign bir tümördür.
Skapula ile göğüs duvarı arasında subskapüler bölgede lokalizedir.
Özellikle yumuşak doku sarkomu şüphesi nedeniyle paniğe neden
olabilir. Manyetik rezonans görüntüleme ve bilgisayarlı tomografi
bulguları genellikle tipiktir, pozitron emisyon tomografisi de tanıya
katkıda bulunabilir. Tipik lokalizasyonu ve görüntüleme bulguları ile
tanı koyulabilir. Bu yazımızda elastofibroma dorsi tanılı üç olgunun
klinik ve görüntüleme bulgularını sunuyoruz.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>32</pageFrom>
        <pageTo>33</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>elastofibroma dorsi</keyword>
          <keyword>manyetik rezonans
görüntüleme</keyword>
          <keyword>pozitron emisyon tomografi</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <languageVersion language="en">
        <title>Elastofibroma Dorsi: Don’T Panic!</title>
        <abstract>Elastofibroma dorsi is a rare, benign tumor, characterized by
fibroblastic proliferation and accumulation of abnormal elastic fibers.
It is located in the subscapular region between the scapula and
the thoracic wall. Especially, the suspicion of soft tissue sarcoma
may produce anxiety. Magnetic resonance imaging and computed
tomography findings are usually typical; and, positron emission
tomography may also contribute to the diagnosis. Diagnosis can
be made easily with typical localization and imaging findings. We
present clinical and imaging findings in three cases of elastofibroma
dorsi.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>32</pageFrom>
        <pageTo>33</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>elastofibroma dorsi</keyword>
          <keyword>magnetic resonance imaging</keyword>
          <keyword>positron emission tomography</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <authors>
        <author>
          <name>HAVVA</name>
          <surname>KALKAN</surname>
          <email>drhavvaradyoloji2011@gmail.com</email>
          <order>1</order>
          <instituteAffiliation>NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>BUĞRA</name>
          <surname>KAYA</surname>
          <email>bugrakaya01@gmail.com</email>
          <order>2</order>
          <instituteAffiliation>NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>SUAT</name>
          <surname>KESKİN</surname>
          <email>drsuatkeskin@yahoo.com</email>
          <order>3</order>
          <instituteAffiliation>NE ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>AHMET</name>
          <surname>YEŞİLDAĞ</surname>
          <email>ahmetysd@hotmail.com</email>
          <order>4</order>
          <instituteAffiliation>NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>NECDET</name>
          <surname>POYRAZ</surname>
          <email>necdetpoyraz@gmail.com</email>
          <order>5</order>
          <instituteAffiliation>NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
      </authors>
    </article>
    <article>
      <type>ORIGINAL_ARTICLE</type>
      <languageVersion language="tr">
        <title>Nadir Bir Fasiyal Paralizi Nedeni: Moebius Sendromu</title>
        <abstract>Moebius sendromu ilerleyici olmayan tam ya da parsiyel
konjenital fasiyal paralizi ile karakterize bir sendromdur. Genellikle
orofasiyal malformasyonlar, kas-iskelet sistemi defektleri, beyin
sapı displazisi ve diğer kraniyal sinir felçleri ile ilişkilidir. Moebius
sendromunun ortalama insidansı 2-20/milyondur. En sık görülme
şekli bilateral lateral rektus kası felci ve fasiyal güçsüzlüktür. Sıklıkla
5., 10., 11. ve 12. kraniyal sinirler de tutulur ve öksürük, yutma ve
çiğneme güçlüğü ve solunum yetersizliğine neden olabilir. Tam veya
parsiyel fasiyal paralizi Moebius sendromu tanısı için şarttır. Dört
aylık kız hasta doğumdan itibaren sağ gözünü tam kapatamama
ve içe bakış şikayetleri ile kliniğimize getirildi. Hasta sağ gözünü
tam kapatamıyordu, dilde atrofi ve mikrognatisi vardı. İlk bakışta
her iki gözde içe bakıyordu. Dışa bakış kısıtlılığı, ayaklarda pes
ekinovarus deformitesi ve katlantılı kulağı vardı. Dismorfik özellikleri,
mikrognati ve dilde atrofi nedeni ile kraniyal manyetik rezonans
görüntüleme yapıldı. 3D FIESTA taramada bilateral fasiyal sinirler
görüntülenemedi. Bu vaka konjenital fasiyal güçsüzlükle başvuran
hastaların ayırıcı tanısında Moebius sendromunun mutlaka akılda
tutulmasını vurgulamak amacıyla sunulmuştur.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>34</pageFrom>
        <pageTo>36</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>fasiyal paralizi</keyword>
          <keyword>çocuklar</keyword>
          <keyword>moebius sendromu</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <languageVersion language="en">
        <title>A Rare Cause Of Facial Paralysis: Moebius Syndrome</title>
        <abstract>Moebius syndrome is a rare, non-progressive congenital
syndrome presenting with complete or partial facial paralysis. It is
usually associated with orofacial malformations, musculoskeletal
defects, brainstem dysplasia, and other cranial nerve palsies. Mean
incidence is 2-20/million, although there is considerable regional
variation. The most common presentation is with bilateral lateral
rectus palsies and facial diplegia. Frequently, the 5th, 10th, 11th and
12th cranial nerves are involved and may cause cough, difficulty in
chewing and swallowing, and respiratory insufficiency. Complete or
partial facial nerve palsy is necessary for a diagnosis of Moebius
syndrome. A 4-month-old girl was brought to our clinic with complaints
of inability to close her right eye completely and internal deviation in
that eye, beginning from birth. She had micrognathia and an inability
to completely close the right eye. Both eyes were turned inwards
during primary gaze. She had limited lateral gaze, a pes equinovarus
deformity in her feet, and flap ears. Cranial magnetic resonance
imaging was performed because of the dysmorphic features and
revealed micrognathia and volume loss at the tongue. Bilateral facial
nerves could not be visualised by a 3D FIESTA scan, suggesting
bilateral facial nerve agenesis. This case is presented to highlight
Moebius syndrome in the differential diagnosis of cases presenting
with congenital facial weakness.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>34</pageFrom>
        <pageTo>36</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>facial paralysis</keyword>
          <keyword>children</keyword>
          <keyword>moebius syndrome</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <authors>
        <author>
          <name>SERAP</name>
          <surname>BİLGE</surname>
          <email>sozerdr@gmail.com</email>
          <order>1</order>
          <instituteAffiliation>GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>RESUL</name>
          <surname>YILMAZ</surname>
          <email>drresul@gmail.com</email>
          <order>2</order>
          <instituteAffiliation>GAZİ OSMAN PAŞA ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>VEHBİ</name>
          <surname>DOĞAN</surname>
          <email>vdogan86@yahoo.com</email>
          <order>3</order>
          <instituteAffiliation>DR.SAMİ ULUS MATERNİTY AND CHİLDREN RESEARCH AND TRAİNİNG HOSPİTAL</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>SELİM</name>
          <surname>DEMİR</surname>
          <email>slmdmr@gmail.com</email>
          <order>4</order>
          <instituteAffiliation>GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>ERKAN</name>
          <surname>GÖKÇE</surname>
          <email>erkangokc@gmail.com</email>
          <order>5</order>
          <instituteAffiliation>GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>SAMET</name>
          <surname>ÖZER</surname>
          <email>sozerdr@hotmail.com</email>
          <order>6</order>
          <instituteAffiliation>GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
      </authors>
    </article>
    <article>
      <type>ORIGINAL_ARTICLE</type>
      <languageVersion language="tr">
        <title>Periferik Bir İlçe Hastanesinde Ameliyat Edilen Delici
Kesici Alet Yaralanması Olgusu: Kalp Nafiz Bıçaklanma</title>
        <abstract>Kalbe penetran travmalar hayatı tehdit eden hemoraji ve kalp
tamponadı gibi ciddi klinik sonuçları nedeni ile önemli travma
acillerindendir. Vakaların önemli bir kısmı hastaneye ulaşamadan
kaybedilir. Hastaneye ulaşanlarda ise hızlı müdahele prognozu
belirler. Vakaların önemli bir bölümü ilk müdahalede geç kalınması,
transporttaki yetersizlikler ve operasyona alınırken oluşan gecikmeler
nedeni ile kaybedilmektedir. Bu olgumuzda göğüs cerrahisi ve kalp
damar cerrahisi uzmanı ile toraks setinin olmadığı periferik bir
ilçe hastanesinde genel cerrahi uzmanı tarafından erken dönemde
ameliyat edilen bir kalbe nafiz bıçaklanma olgusunu sunmayı
amaçladık.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>37</pageFrom>
        <pageTo>38</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>delici kesici alet yaralanması</keyword>
          <keyword>kalp nafiz
bıçaklanma</keyword>
          <keyword>torakotomi</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <languageVersion language="en">
        <title>A Case Of Operated Penetrating Injury In A Distinct Hospital:
Penetrating Cardiac Injury</title>
        <abstract>Penetrating cardiac injuries are one of the most important urgent
traumas which can cause life-threatening hemorrhage and cardiac
tamponade. A significant number of cases die before reaching the
hospital. Rapid response to those who reached the hospital determines
the prognosis. Most of cases die because of inefficiencies in
transport, delays in transport to operation room and late intervention.
We aim to present, early operated penetrating cardiac injury case
by a general surgeon without thoracic/cardiovascular surgeon and
thorax surgery set in a distinct hospital.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>37</pageFrom>
        <pageTo>38</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>penetrating trauma</keyword>
          <keyword>penetrating cardiac injury</keyword>
          <keyword>thoracotomy</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <authors>
        <author>
          <name>ALPER</name>
          <surname>AYTEKİN</surname>
          <email>aytekinalper83@hotmail.com</email>
          <order>1</order>
          <instituteAffiliation>VİRANŞEHİR DEVLET HASTANESİ, ŞANLIURFA</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>ERAL</name>
          <surname>MANDOLLU</surname>
          <email>dr.eray@yahoo.com.tr</email>
          <order>2</order>
          <instituteAffiliation>VİRANŞEHİR DEVLET HASTANESİ, ŞANLIURFA</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>ABDÜLAZİZ</name>
          <surname>KAYA</surname>
          <email>abdulazizkaya@gmail.com</email>
          <order>3</order>
          <instituteAffiliation>VİRANŞEHİR DEVLET HASTANESİ, ŞANLIURFA</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>İBRAHİM</name>
          <surname>KOÇ</surname>
          <email>ibrahimkoc1981@gmail.com</email>
          <order>4</order>
          <instituteAffiliation>ŞANLIURFA VİRANŞEHİR DEVLET HASTANESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>ADEM</name>
          <surname>BAYRAKTAR</surname>
          <email>dradem61@gmail.com</email>
          <order>5</order>
          <instituteAffiliation>İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
      </authors>
    </article>
    <article>
      <type>ORIGINAL_ARTICLE</type>
      <languageVersion language="tr">
        <title>Anal Apselerde Unutulmaması Gereken Bir Durum:
Endometriozis</title>
        <abstract>Endometriozis üreme çağındaki kadınlarda sık karşılaşılan
bir problemdir. Perianal tutulum nadirdir ve epizyotomi skarları
üzerinde ağrılı şişlik olarak izlenir. Tekrarlayan anal apse ile gelen
hastalarda endometriozisin nadiren de olsa perianal bölge tutulumu
yapabileceği unutulmamalıdır. Tekrarlayan perianal apseyi taklit
eden endometriozis tanısı alan 35 yaşında bir kadın hastayı sunmayı
amaçladık.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>39</pageFrom>
        <pageTo>40</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>anal apse</keyword>
          <keyword>endometriozis</keyword>
          <keyword>acil cerrahi</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <languageVersion language="en">
        <title>Conditionthat Must Be Kept In Mind In Anal Abscess: Endometriosis</title>
        <abstract>Endometriosis is a common pathology in fertile women. Perianal
involvement is rare and painful swelling is seen on episiotomy incision
scars. Uncommon involvement of perianal region by endometriosis
should be kept in mind in recurrent anal abscess. In this case
report, we aimed to present a 35 year old woman with endometriosis
mimicking recurrent anal abscess.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>39</pageFrom>
        <pageTo>40</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>anal abscess</keyword>
          <keyword>endometriosis</keyword>
          <keyword>emergent surgery</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <authors>
        <author>
          <name>FATİH</name>
          <surname>EROL</surname>
          <email>fatih_8538@hotmail.com</email>
          <order>1</order>
          <instituteAffiliation>ELAZIĞ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>Burhan</name>
          <surname>KANAT</surname>
          <email>dr.brhankanat</email>
          <order>2</order>
          <instituteAffiliation>Elazığ Eğitim ve Araştırma Hastanesi ...</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>HARUN</name>
          <surname>PERU</surname>
          <email>bilinmiyor@b.com</email>
          <order>3</order>
          <instituteAffiliation>SELÇUK ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>MEHMET</name>
          <surname>BOZAN</surname>
          <email>bbozan@yahoo.com</email>
          <order>4</order>
          <instituteAffiliation>SAĞLIK BİLİMLERİ ÜNİVERSİTESİ ELAZIĞ FETHİ SEKİN SUAM</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>0000-0001-5573-2645</ORCID>
        </author>
      </authors>
    </article>
    <article>
      <type>ORIGINAL_ARTICLE</type>
      <languageVersion language="tr">
        <title>Kist Hidatiğe Bağlı Gelişen Akut Mekanik İntestinal
Obstruksiyon</title>
        <abstract>Echinococcus granulosus’un etken olduğu hidatik kisti,
özellikle hayvancılığın yaygın olduğu bölgelerde endemiktir.
Öncelikle tutulan organ karaciğer olsa da, ekinokkoz vücudun her
yerinde görülebilir. Olgu sunumu, ülkemizde endemik olarak görülen
kist hidatik hastalığının, primer olarak intraperitonealkavitede tutulum
yapabileceğini ve bu durumun akut mekanik intestinalobstruksiyon
tablosu ile prezante olabileceğini vurgulamaktadır.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>41</pageFrom>
        <pageTo>42</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>intestinal obstruksiyon</keyword>
          <keyword>akut karın</keyword>
          <keyword>echinococcus granulosus</keyword>
          <keyword>peritoneal hidatidoz</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <languageVersion language="en">
        <title>Acute Mechanical Intestinal Obstruction Due To Hydatid Cyst</title>
        <abstract>Hydatid disease which is caused by Echinococcus
granulosus, is endemic in the husbandry regions. Primary
localization of the disease is liver; however, echinococcosis may
infect every organ and tissue of the human body. Aim of this report
is to emphasize that primary peritoneal hydatidosis may clinically be
presented with an acute mechanical intestinal obstruction in endemic
regions.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>41</pageFrom>
        <pageTo>42</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>ıntestinal obstruction</keyword>
          <keyword>acute abdomen</keyword>
          <keyword>echinococcus
granulosus</keyword>
          <keyword>peritoneal hydatidosis</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <authors>
        <author>
          <name>UĞUR</name>
          <surname>DUMAN</surname>
          <email>drugurduman@yahoo.com</email>
          <order>1</order>
          <instituteAffiliation>ŞEVKET YILMAZ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>EMRAH</name>
          <surname>BAYAM</surname>
          <email>bayam.md@gmail.com</email>
          <order>2</order>
          <instituteAffiliation>ŞEVKET YILMAZ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>FATİH</name>
          <surname>EROL</surname>
          <email>mehmetfatiherol@yahoo.com</email>
          <order>3</order>
          <instituteAffiliation>ŞEVKET YILMAZ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>EVREN</name>
          <surname>DİLEKTAŞLI</surname>
          <email>edilektasli@gmail.com</email>
          <order>4</order>
          <instituteAffiliation>BURSA YÜKSEK İHTİSAS EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>HARUN</name>
          <surname>PERU</surname>
          <email>bilinmiyor@b.com</email>
          <order>5</order>
          <instituteAffiliation>SELÇUK ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>VOLKAN</name>
          <surname>ARAYICI</surname>
          <email>varayici@hotmail.com</email>
          <order>6</order>
          <instituteAffiliation>ŞEVKET YILMAZ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>ÖZGÜR</name>
          <surname>DANDİN</surname>
          <email>dandinozgur@gmail.com</email>
          <order>7</order>
          <instituteAffiliation>BURSA ASKER HASTANESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>DENİZ</name>
          <surname>TİHAN</surname>
          <email>dtihan@yahoo.com</email>
          <order>8</order>
          <instituteAffiliation>ŞEVKET YILMAZ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
      </authors>
    </article>
    <article>
      <type>ORIGINAL_ARTICLE</type>
      <languageVersion language="tr">
        <title>Nefes Darlığının Eşlik Ettiği Dev Basit Böbrek Kisti</title>
        <abstract>Basit böbrek kistleri; genellikle tedavi gerektirmeyen, yaygın,
benign, asemptomatik kitlelerdir. Ancak zamanla bu basit kistler
büyüyebilir, semptomatik hale gelebilir ve komplikasyonlar geliştirip
tedavi gerektirebilir. Çalışmamızda, nefes darlığı, karın ağrısı ve
asimetrik karın şişliği kliniği ile başvuran 63 yaşındaki erkek hastayı
sunmayı amaçladık. Abdominal ultrasonografi (USG) görüntülemede
195x180 mm boyutuna ulaşmış ekzofitik böbrek kisti saptandı.
Hastaya devamlı perkütan drenaj eşliğinde sklerozan madde
uygulandı ve takibinde nefes darlığı geriledi. Altı ay sonraki USG
takibinde kistin kaybolduğu gözlendi.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>43</pageFrom>
        <pageTo>44</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>böbrek kisti</keyword>
          <keyword>nefes darlığı</keyword>
          <keyword>perkütan drenaj</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <languageVersion language="en">
        <title>Giant Simple Renal Cyst Associated With Dyspnea</title>
        <abstract>Simple kidney cysts are common, benign and asymptomatic
masses and usually unrequire any treatment. However, this simple
cyst can grow over time, may become symptomatic and develop
complications they may require treatment. In our study, we aim to
present, the 63 -years-old male patient admitted to our clinic with
dyspnea, abdominal pain and asymmetric abdominal distension.
Abdominal ultrasonography (USG) showed that exophytic renal
cyst reached 195x180 mm. We underwent sclerosing agents in the
presence of continuous percutaneous catheter drainage and dyspnea
decreased at the follow-up. Subsequent USG after six months
revealed disparition of the cysts.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>43</pageFrom>
        <pageTo>44</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>kidney cyst</keyword>
          <keyword>dyspnea</keyword>
          <keyword>percutaneous drainage</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <authors>
        <author>
          <name>MAHMUD ZAHİD</name>
          <surname>ÜNLÜ</surname>
          <email>zahowic@gmail.com</email>
          <order>1</order>
          <instituteAffiliation>NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>MEHMET</name>
          <surname>BALASAR</surname>
          <email>drbalasar@mynet.com</email>
          <order>2</order>
          <instituteAffiliation>NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>MEHMET</name>
          <surname>PİŞKİN</surname>
          <email>mesut_p@hotmail.com</email>
          <order>3</order>
          <instituteAffiliation>SELÇUK ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>ABDÜLKADİR</name>
          <surname>KANDEMİR</surname>
          <email>drkandemir87@gmail.com</email>
          <order>4</order>
          <instituteAffiliation>NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
      </authors>
    </article>
    <article>
      <type>ORIGINAL_ARTICLE</type>
      <languageVersion language="tr">
        <title>Taze Donmuş Plazma İle Hızla Düzelen Ağır Bir Herediter
Anjiyo Ödem Atağı</title>
        <abstract>Herediter anjio ödem otozomal dominant geçişli genetik bir
hastalıktır. C1 inhibitör (C1INH) eksikliği sonucu oluşur. Solunum
yollarında ödem ve bronkospazm ciddi boyutlara ulaşabilir ve tedavi
edilmezse ölümle sonuçlanabilir. Bu makalede,travma sonrası yüzde
ve üst solunum yollarında şiddetli bir anjio ödem ve ağır bir solunum
sıkıntısı yaşayan, taze donmuş plazma infüzyonu ile hızla düzelen bir
herediter anjioödem olgusu sunuyoruz.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>45</pageFrom>
        <pageTo>46</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>herediter anjioödem</keyword>
          <keyword>taze donmuş plazma</keyword>
          <keyword>tedavi</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <languageVersion language="en">
        <title>A Severe Hereditary Angioedema Attack Rapidly Improved With Fresh
Frozen Plasma</title>
        <abstract>Hereditary angioedemais a genetic autosomal dominant disease
caused by C1-esterase inhibitor protein (C1INH) deficiency that
sometimes results in death due to obstruction of upperair ways from
severe edema. Here in, we present a young male,who secon dition
was known before, faces a severe brea thing difficulty because of
uvula and diffuse face edema after a minor travma on his head. His
condition rapidly and complete lyimproved with in 2 hours after two
units of fresh frozen plasmain fusion.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>45</pageFrom>
        <pageTo>46</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>hereditary angioedema</keyword>
          <keyword>fresh frozen plasma</keyword>
          <keyword>treatment</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <authors>
        <author>
          <name>CAN</name>
          <surname>ERGİN</surname>
          <email>drcanergin@hotmail.com</email>
          <order>1</order>
          <instituteAffiliation>DIŞKAPI YILDIRIM BEYAZIT EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>HABİBULLAH</name>
          <surname>AKTAŞ</surname>
          <email>aktashabib@hotmail.com</email>
          <order>2</order>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>0000-0001-9239-1659</ORCID>
        </author>
      </authors>
    </article>
    <article>
      <type>ORIGINAL_ARTICLE</type>
      <languageVersion language="tr">
        <title>Dyke-Davidoff-Masson Sendromu</title>
        <abstract>Dyke-Davidoff-Masson Sendromu (DDMS) ilaca dirençli nöbetler,
serebral hemiatrofi, kontrlateral hemiparezi, fasiyal asimetri, mental
retardasyon veya öğrenme güçlükleri ile karakterize nadir görülen bir
sendromdur. Yirmiyedi yaşında erkek hasta nöbet geçirme yakınması
ile başvurdu. Hasta ilk nöbetini 3 günlükken geçirmiş. Nöbetleri
kompleks parsiyel nöbetler şeklindeymiş. Çeşitli antiepileptikler
kullanan hastanın 3 yaşına kadar nöbetleri devam etmiş. Nörolojik
muayenesinde sağ tarafta hafif hemiparezi (-5/5), derin tendon
refleksleri hiperaktif ve Babinsky delili pozitif saptandı, sol tarafında
pramidal sistem muayenesi normaldi. Kraniyal Manyetik Rezonans
İncelemesindesol serebral kortikal atrofi görüldü. Öğrenme güçlüğü
de bulunan hastaya DDMS tanısı konuldu. Tedavisi karbamazepin
1000 mg/gün ve topiramat 200 mg/gün olarak düzenlendi, On aylık
takibinde nöbet olmadı. DDMS olan hastalarda absans, kompleks
parsiyel nöbetler ve sekonder jeneralize nöbetler görülebilir. İlaca
dirençli nöbetlerin tedavisinde hemisferektomi gibi cerrahi girişimler
gerekebilir. Bizim hastamızda cerrahiye ihtiyaç duymadan oral
antiepileptik tedavi ile nöbet kontrolü sağlandı. Sendrom nadir
görüldüğünden ve Beyin MR görüntüleri tipik olduğundan sunulmaya
değer bulunmuştur.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>47</pageFrom>
        <pageTo>48</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>dyke</keyword>
          <keyword>davidoff</keyword>
          <keyword>masson sendromu</keyword>
          <keyword>dirençli
nöbetler</keyword>
          <keyword>serebral hemitrofi</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <languageVersion language="en">
        <title>Dyke-Davidoff-Masson Syndrome</title>
        <abstract>Dyke-Davidoff-Masson Syndrome (DDMS) is rarely seen and
a clinical entity with features of drug-resistant epileptic seizures,
cerebral hemiatrophy, contralateral hemiparesia, facial asymmetry,
mental retardation or learning disability. A 27 year-old-male patient
presented with complaint of seizure. His first attack was occurred
when he was three-days-old. His seizures were complex partial
seizures. He has used varios of antiepileptics but seizures could
not be controlled since he was three-years-old. Neurological
examination revealed mild hemiparesis, hyperactive deep tendon
reflexes and Babinsky’s sign positivity at the right side. Magnetic
resonance imaging (MRI) of the brain revealed left cerebral cortical
hemiatrophy. The patient was diagnosed with DDMS considering that
learning difficulties in additon to the above clinical features. He has
used 1000 mg/day carbamezepine and 200 mg/day topiramate for
10 months and he is seizure free now. Absence, complex partial or
secondary generalized seizures may seen in patients with DDMS.
Surgical procedures like hemispherectomy may be performed
in patients who have frequent and drug-resistant seizures. In our
patient, seizures were controlled with oral antiepileptic drugs without
any need of surgery. This case is presented because of the rarity of
the syndrome and demonstratively of the brain MRI.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>47</pageFrom>
        <pageTo>48</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>dyke</keyword>
          <keyword>davidoff</keyword>
          <keyword>masson syndrome</keyword>
          <keyword>drug resistant
epileptic seizures</keyword>
          <keyword>cerebral hemiatrophy</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <authors>
        <author>
          <name>BURCU</name>
          <surname>GÖKÇE ÇOKAL</surname>
          <email>gokceburcu@gmail.com</email>
          <order>1</order>
          <instituteAffiliation>SAĞLIK BAKANLIĞI ANKARA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>HAFİZE</name>
          <surname>GÜNEŞ</surname>
          <email>gokcegunes@gmail.com</email>
          <order>2</order>
          <instituteAffiliation>SAĞLIK BAKANLIĞI ANKARA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>TAHİR</name>
          <surname>YOLDAŞ</surname>
          <email>tahir.yoldas@gmail.com</email>
          <order>3</order>
          <instituteAffiliation>SAĞLIK BAKANLIĞI ANKARA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>SELDA</name>
          <surname>GÜLER</surname>
          <email>keskinselda@gmail.com</email>
          <order>4</order>
          <instituteAffiliation>SAĞLIK BAKANLIĞI ANKARA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
      </authors>
    </article>
    <article>
      <type>ORIGINAL_ARTICLE</type>
      <languageVersion language="tr">
        <title>Sağ Tarafta Zenker Divertikülü</title>
        <abstract>Zenker’in divertikülü (Faringeal poş) krikofaringeal kas üstündeki
farenks mukozasının nadir görülen bir pulsiyon divertikülüdür.
Sıklıkla sol tarafta ve yaşlı hastalarda görülür. Başlıca tipik belirtileri
disfaji, regürgitasyon, kronik öksürük, aspirasyon ve kilo kaybıdır.
Semptomatik büyük divertikülü olan olguların cerrahi olarak tedavi
edilmesi gerekmektedir. Son yıllarda endoskopik tedaviler ile başarılı
sonuçlar bildirilse de divertikülektomi ve myotomi halen en iyi tedavi
yöntemi olarak gözükmektedir. Bu çalışmada 36 yaşında kadın
hastada sağ taraf yerleşimli bir Zenker divertikül olgusu, kliniği ve
tedavi yönetimi literatür eşliğinde gözden geçirilmiştir.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>51</pageFrom>
        <pageTo>52</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>zenker divertikülü</keyword>
          <keyword>stapler</keyword>
          <keyword>divertikülektomi</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <languageVersion language="en">
        <title>Right Sided Zenker Diverticulum</title>
        <abstract>The Zenker’s diverticulum (pharyngeal pouch) is a rare
pulsion diverticulum of the mucosa of the pharynx just above the
cricopharyngeal muscle. It occurs at the left side and was commonly
seen in elderly patients. Maintypical symptoms include dysphagia,
regurgitation, chronic cough, aspiration and weight loss. Symptomatic
patients with large diverticulum should be treated surgically. Although
in recent years successful results with endoscopic therapy has been
reported, diverticulectomy and myotomy are still seems to be the best
treatment. In this study, a case of 36 years old woman with rightsided
Zenker’s diverticulum, clinical presentation, and management
are reviewed.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>51</pageFrom>
        <pageTo>52</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>zenker’s diverticulum</keyword>
          <keyword>stapler</keyword>
          <keyword>diverticulectomy</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <authors>
        <author>
          <name>CEMAL</name>
          <surname>ENSARİ</surname>
          <email>cemalensari@hotmail.com</email>
          <order>1</order>
          <instituteAffiliation>KAMU HASTANELER KURUMU</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>ARİF</name>
          <surname>ASLANER</surname>
          <email>arifaslaner@gmail.com</email>
          <order>2</order>
          <instituteAffiliation>ANTALYA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>BURHAN</name>
          <surname>MAYİR</surname>
          <email>burmay@yahoo.com</email>
          <order>3</order>
          <instituteAffiliation>KAMU HASTANELER KURUMU</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>MEHMET</name>
          <surname>ORUÇ</surname>
          <email>drmtoruc@yahoo.com</email>
          <order>4</order>
          <instituteAffiliation>KAMU HASTANELER KURUMU</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>TUĞRUL</name>
          <surname>ÇAKIR</surname>
          <email>tugrul-cakir@hotmail.com</email>
          <order>5</order>
          <instituteAffiliation>KAMU HASTANELER KURUMU</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
      </authors>
    </article>
    <article>
      <type>ORIGINAL_ARTICLE</type>
      <languageVersion language="tr">
        <title>Kriptojenik Organize Pnömoni</title>
        <abstract>Organize pnömoni (OP) histopatolojik olarak respiratuar bronşiol
ve alveollerde fibroblast kümeleri ve immatür kollojenlerin birikimi
ile karakterizedir. Genellikle öksürük ve dispne gibi nonspesifik
semptomları vardır. Radyolojik olarak OP sıklıkla bilateral yer
değiştirebilen yamalı infiltrasyonlar şeklinde görülür. Kriptojenik
organize pnömoni (KOP) nonspesifik semptomları olan ve OP’nin
herhangi bir sebebe bağlanamadığı alt grubu olarak tariflenebilir.
Kırk dokuz yaşında kadın hasta, 2 yıldır efor dispnesi ve 20 gündür
kuru öksürük şikayeti ile başvurdu. Pnömoni tanısıyla uygulanan
antibiyoterapiler ile hastanın şikayetlerinde ve akciğer grafilerinde
düzelme olmadı. Hastanın fizik muayenesi, rutin laboratuvar
incelemeleri ve bronkoskopisi normaldi. Akciğer grafisinde sol üst
zonda 4 adet yaklaşık 1 cm boyutlarında nodüler dansite artışı
mevcuttu. Toraks BT’sinde her iki akciğer üst lobda ve sol alt lob
superiorda düzensiz konturlu en büyüğü 35X7 mm ebadında multiple
nodüller izlendi. Bronko alveolar lavajda ARB negatifti. Kollojen doku
belirleyicileri normaldi. Hasta klinik ve radyolojik olarak KOP olarak
değerlendirildi. Sistemik kortikosteroid tedavisi başlandı. Tedavinin
altıncı ayında tam klinik düzelme gözlendi ve çekilen kontrol toraks
BT’de nodüler lezyonların kaybolduğu gözlendi. Antibiyoterapiye
cevap alınamayan, radyolojik olarak yer değiştiren ve geçici
infiltrasyonları olan hastalarda ayırıcı tanıda KOP akılda tutulmalıdır.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>53</pageFrom>
        <pageTo>55</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>kriptojenik</keyword>
          <keyword>organize</keyword>
          <keyword>pnömoni</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <languageVersion language="en">
        <title>Cryptogenic Organizing Pneumonia</title>
        <abstract>Organizing pneumonia (OP) is characterized histopathology cally
by tufts of fibroblasts and immature collagen filling of respiratory
bronchioles and alveoli. Symptoms are usually nonspecific and
include cough and dyspnea. Radiograph cally, OP frequently
manifests as patchy bilateral infiltrates that can be relapsing and
migratory. Cryptogenic organizing pneumonia (COP) may be defined
as having non-specific symptoms which can ultimately be described
as a subset of the OP that cannot be attributed to any reason.
Forty-nine-year-old female patient admitted with the complaints of
2 year exertional dyspnea and 20 day dry cough. The patient was
diagnosed of pneumonia and prescribed with antibiotics; however,
no improvement was observed in her complaints and lung graphics.
The physical examination of the patient, routine laboratory analyses,
collagen tissue markers and bronchoscopy were normal. In chest
X-Ray, there were 4 nodular density approximately 1 cm in size, in
the upper zone. In thorax CT, there were irregular contours multiple
nodules, and the biggest one was approximately 35x7 mm in the
upper lobes and in the superior of the left lower lobe of lungs. Acid
fast bacteria was negative at bronchoalveolar lavage. The patient
was diagnosed COP as clinically and radiologically. Then, systemic
cortico steroid therapy was started. A complete clinical recovery was
observed in the sixth month of the treatment and at the control thorax
CT displayed that nodular lesions were disappeared completely. In
the cases that were not respond to antibiotic therapy and patients
having radiologically mobile and temporary infiltrations may be taken
into consideration in the differential diagnosis.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>53</pageFrom>
        <pageTo>55</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>cryptogenic</keyword>
          <keyword>organizing</keyword>
          <keyword>pneumonia</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <authors>
        <author>
          <name>TURGUT</name>
          <surname>TEKE</surname>
          <email>turgutteke@hotmail.com</email>
          <order>1</order>
          <instituteAffiliation>NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>RESUL</name>
          <surname>ALTUNTAŞ</surname>
          <email>resulaltuntas@gmail.com</email>
          <order>2</order>
          <instituteAffiliation>NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>DURDU</name>
          <surname>YAVŞAN</surname>
          <email>drdmy46@yahoo.com</email>
          <order>3</order>
          <instituteAffiliation>NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>SONER</name>
          <surname>DEMİRBAŞ</surname>
          <email>dsoner68@gmail.com</email>
          <order>4</order>
          <instituteAffiliation>SELÇUK ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>PINAR</name>
          <surname>DOĞAN</surname>
          <email>pinardogan88@hotmail.com</email>
          <order>5</order>
          <instituteAffiliation>NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>CELALETTİN</name>
          <surname>KORKMAZ</surname>
          <email>celalettinkorkmaz@hotmail.com</email>
          <order>6</order>
          <instituteAffiliation>NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>0000-0001-8602-0368</ORCID>
        </author>
      </authors>
    </article>
    <article>
      <type>ORIGINAL_ARTICLE</type>
      <languageVersion language="tr">
        <title>Süt Çocukluğunda Bağırsak Tıkanıklığının Seyrek
Görülen Bir Nedeni: Primer Bağırsak Tüberkülozu</title>
        <abstract>Tüberküloz, geri kalmış ve gelişmekte olan ülkeler başta olmak
üzere halen tüm dünyada önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bu
çalışmada primer bağırsak tüberkülozu tanısı alan 14 aylık kız olgu
rapor edildi. İki aydan beri devam eden emmeme, ateş, karın şişliği,
kusma ve zayıflama yakınmaları ile kliniğimize başvuran hastaya
akut batın tablosu nedeni ile acil cerrahi uygulandı. Cerrahi girişim
sırasında makroskopik olarak tüm bağırsaklarda peynir görünümünde
lezyonlar dikkati çekti.Histopatolojik değerlendirmede bağırsak
tüberkülozu saptandı. Erken dönemde teşhisi konulamadığı için
tüberküloz tedavisini alamayan hasta kaybedildi. Çalışmada hastanın
klinik bulguları, teşhis ve tedavisi ile ilgili ayrıntılar rapor edilerek bu
ender duruma dikkat çekilmesi hedeflendi.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>56</pageFrom>
        <pageTo>58</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>çocuk</keyword>
          <keyword>tüberküloz</keyword>
          <keyword>bağırsak</keyword>
          <keyword>tedavi</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <languageVersion language="en">
        <title>A Rarecause Of Intestinal Obstructionin Infancy: Primary Intestinal
Tuberculosis</title>
        <abstract>Tuberculosis is still an important public health problem in the
World, especially, in undeveloped and developing countries. In this
study, the primary diagnosis of intestinal tuberculosis was reported
from a 14 months old female patient. The patient applied to our
clinic with complaints of refusing breastfeeding, fever, abdominal
distention, vomiting and loss of weight, then, the patient was taken
to emergency operation due to the acute abdomen. In the operation,
cheese-shaped lesions on whole intestines were macroscopically
observed. Its histopathological examination revealed intestinal
tuberculosis. Tuberculosis treatment for patient who were not
diagnosed in the early stage was lost. In this study, details related
with clinical findings, diagnosis and curation were reported with the
aim of making an awareness on this rare case.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>56</pageFrom>
        <pageTo>58</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>children</keyword>
          <keyword>tuberculosis</keyword>
          <keyword>intestinal</keyword>
          <keyword>treatment</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <authors>
        <author>
          <name>MEHMET</name>
          <surname>MELEK</surname>
          <email>mmelek44@hotmail.com</email>
          <order>1</order>
          <instituteAffiliation>VAN 100. YIL ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>SALİM</name>
          <surname>BİLİCİ</surname>
          <email>salbilici@yahoo.com</email>
          <order>2</order>
          <instituteAffiliation>VAN 100. YIL ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>PERİHAN</name>
          <surname>TUNÇDEMİR</surname>
          <email>peri_tunc@hotmail.com</email>
          <order>3</order>
          <instituteAffiliation>VAN 100. YIL ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>DENİZ</name>
          <surname>YILMAZ</surname>
          <email>fruktoz02@hotmail.com</email>
          <order>4</order>
          <instituteAffiliation>SAĞLIK BAKANLIĞI</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>VELİ</name>
          <surname>AVCİ</surname>
          <email>veliavci_21@hotmail.com</email>
          <order>5</order>
          <instituteAffiliation>BİNGÖL KADIN DOĞUM VE ÇOCUK HASTANESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
      </authors>
    </article>
    <article>
      <type>ORIGINAL_ARTICLE</type>
      <languageVersion language="tr">
        <title>Konjenital Lober Amfizem</title>
        <abstract>Konjenital lober amfizem (KLA) yenidoğan döneminde ortaya çıkan
akciğerin nadir gelişimsel anomalisidir. Onüç günlük kız bebek primer
pulmoner hipoplazi nedeniyle ünitemize kabul edildi. Şiddetli dispne
ve siyanozu olan hastanın göğüs grafisinde ve toraks tomografisinde
KLA ve pulmoner hipoplazi saptandı. Operasyon planlanan hastada
pulmoner hipoplazi varlığı prognozu ağırlaştıracağından MR
anjiografi çekildi ve pulmoner damarlanmanın normal olması üzerine
opere edildi. Biz bu olgumuz ile KLA’e eşlik edebilecek ek patolojilerin
(pulmoner hipoplazi gibi) ileri görüntüleme yöntemlerinin kullanılması
ile saptanmasının ameliyat sonrası prognozu etkileyebileceğini
vurgulamak istedik.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>59</pageFrom>
        <pageTo>61</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>konjenital lober amfizem</keyword>
          <keyword>yenidoğan</keyword>
          <keyword>tedavi</keyword>
          <keyword>tanı</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <languageVersion language="en">
        <title>Congenital Lobar Emphysema</title>
        <abstract>Congenital lobar emphysema (CLE) is a rare anomaly of lung
development that presents in the neonatal period. A 13-day-old
girl baby was admitted to our unit because of primary pulmonary
hypoplasia. She had presented with severe dyspnea and cyanosis,
where chest radiograph and chest computed tomography showed
CLE and pulmonary hypoplasia. Pulmonary hypoplasia may worsen
prognosis of patient. There fore, we performed a pulmonary magnetic
resonance angiography in our patient. Pulmonary vasculature was
normal on magnetic resonance angiography. After ward, our patient
was operated. In here we would like to highlight that the use of
advanced imaging techniques can identify additional pathologies
which may affect prognosis after surgery.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>59</pageFrom>
        <pageTo>61</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>congenital lobar emphysema</keyword>
          <keyword>neonate</keyword>
          <keyword>treatment</keyword>
          <keyword>diagnosis</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <authors>
        <author>
          <name>MURAT</name>
          <surname>KONAK</surname>
          <email>mkonak@hotmail.com</email>
          <order>1</order>
          <instituteAffiliation>NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>TAMER</name>
          <surname>ALTINOK</surname>
          <email>taltinok@yahoo.com</email>
          <order>2</order>
          <instituteAffiliation>SELÇUK ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>SEVGİ</name>
          <surname>PEKCAN</surname>
          <email>sevgipekcan@yahoo.com</email>
          <order>3</order>
          <instituteAffiliation>NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>KEMAL</name>
          <surname>ÖDEV</surname>
          <email>kemalodev50@yahoo.com</email>
          <order>4</order>
          <instituteAffiliation>SELÇUK ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>RAHMİ</name>
          <surname>ÖRS</surname>
          <email>rahmiors@hotmail.com</email>
          <order>5</order>
          <instituteAffiliation>SELÇUK ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>NURİYE</name>
          <surname>EMİROĞLU</surname>
          <email>nuriyetarakci@hotmail.com</email>
          <order>6</order>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
      </authors>
    </article>
    <article>
      <type>ORIGINAL_ARTICLE</type>
      <languageVersion language="tr">
        <title>Nadir Dev Mezenterik Lipom Olgusu</title>
        <abstract>Lipomlar tüm vücutta yaygın olarak görülen iyi huylu, matur yağ
dokusu içeren mezenkimal tümörlerdir. Fakat intestinal mezenter
kaynaklı lipomlar nadir görülür. Kırk iki yaşında bayan hasta karın sağ
tarafını dolduran kitle tanısı ile başvurdu. Laparatomi ile tüm batın içi
kitle çıkarıldı. Lipomlar semptomatik veya asemptomatik olabilirler.
Tek tedavisi cerrahi olarak tam çıkarılmasıdır. Tam çıkarıldığında çok
iyi prognoza sahiptirler.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>62</pageFrom>
        <pageTo>63</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>lipom</keyword>
          <keyword>cerrahi</keyword>
          <keyword>mezenter</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <languageVersion language="en">
        <title>Giant Mesenteric Lipoma As A Rare Cause</title>
        <abstract>Lipomas are benign mesenchymal neoplasm commonly occurring
throughout the whole body and comprise mature fat tissue. However,
intestinal mesentery originated lipomas are rarely seen. A 42-yearold
female patient presented with right sided abdominal distension.
Exploratory laparotomy was performed and fat tissue was excised.
Lipomas might or might not present with any symptoms. Complete
surgical excision is the only treatment with a very good prognosis.</abstract>
        <publicationDate>2018-08-13</publicationDate>
        <pageFrom>62</pageFrom>
        <pageTo>63</pageTo>
        <doi>
        </doi>
        <keywords>
          <keyword>lipoma</keyword>
          <keyword>surgery</keyword>
          <keyword>mesentery</keyword>
        </keywords>
      </languageVersion>
      <authors>
        <author>
          <name>MEHMET</name>
          <surname>KILIÇ</surname>
          <email>mkilic@selcuk.edu.tr</email>
          <order>1</order>
          <instituteAffiliation>SELÇUK ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
        <author>
          <name>MURAT</name>
          <surname>ÇAKIR</surname>
          <email>drmuratcakir@hotmail.com</email>
          <order>2</order>
          <instituteAffiliation>NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ</instituteAffiliation>
          <role>AUTHOR</role>
          <ORCID>
          </ORCID>
        </author>
      </authors>
    </article>
  </issue>
</ici-import>